Mardin’de yapı inşa etme ve yapı inşa bilgisi üretme nasıl gerçekleşiyor? Yapı inşa etme, Mardin de gerçekleşirken izlediği yol ve yöntem mimar olmaksızın var oluyor. Böylelikle gerçekleşen bu yapısallığın bilgisi nasıl üretiliyor? Tipolojik bir sınıflandırma gerçekleştirmek mümkün mü?
Füsun Alioğlu’nun Mardin şehir dokusu ve evler kitabında; kent dokusunu oluşturan yapıların özellikle konut planlarının tipolojik bir sınıflandırmaya sokulmakta ve bu çalışmada bu konutlardan ‘geleneksel Mardin evi ‘olarak bahsedilmektedir.
Mezopotamya da bulunan tarihi kent Mardin,  tepesinde kalesi bulunan bir dağın yamacına kurulmuştur. Kent; kale, konut, çarşı, cami, kilise, medrese, manastırdan… oluşmaktadır. Kent bir dağın yamacına kurulduğundan ötürü, teraslı bir görünüme sahiptir. Kent; beyaz kireç taşından inşa edilmiştir. Büyük bir kompleks yapı gibi çalışmaktadır. Yapıları birbirine bağlayan sokaklar ve abbaralar(kabaltı)  kentteki asıl dinamik mekân akışını oluşturmaktadır. İnşa edildiği dönem itibariyle yığma yapım tekniği kullanılmıştır. Mardin kentindeki yapıların mekânsal kurgusu birbirinden farklı işlemektedir. Yapı mekânlarının farklı işleyiş biçimleri planlara yansımıştır.  Zaman farklı eklerde eklenerek son halini alan yapılar zaman içinde de, planlarda farklılaşma yaratmıştır. Bu yapıların üretilmesi, inşa edilmesi, deneyimlenmesi, dönüşmesi, yıkıma uğraması; yapı bilgisi üretmenin birer parçasıdır. Bu yapı üretme bilgisi ve yapı üretmenin kendisinin zaman içinde ki değişimi bizleri sınıflandırma yapmaktan uzaklaştıracak bir etken olarak görülmektedir. *‘Mardin evi tasarımında da özünde kaygı duyulan bir davranış söz konusudur. Ancak, Mardin’de vurgulanması gereken şey, bu tasarımın süreç içinde son haline kavuşmuş olduğudur. Bu nedenle kat planları incelendiğinde planlamanın bütününün ifade edebilecek formüller aramak sonuçsuz bir eylem olmaktadır. Bu, baştan belirli olmayan tasarım zaman içinde ortaya çıkma özelliğinden kaynaklanmaktadır.’ Füsun Alioğlu’nun yaptığı sınıflandırma Mardin kenti yerlinde ve özelinde incelendiğinde yüzeysel kaldığı söylenebilir. Füsun Alioğlu’nun aksine Uğur Tanyeli’nin söylemi ise ‘Mardin evi’ kavramını kullanamayacak kadar farklılık olduğunu söylemektedir. Her yapının kendine özgü olduğunu söylemektedir.
Yapı inşa etme fiziki eylemi gerçekleştiğinde mimari göz bu işin hangi noktasında kendine yer edinebilirdi? Yapıyı inşa eden yapı ustaları, kalfaları, çırakları mimar olmadan bu yapıları inşa edebiliyorlardı. Yapı üretme bilgisi mimar olmadan da üretilebiliyormuş, biriktire biliniyormuş.
Bunun yanı sıra Mardin’de ki yapılar zaman içinde yıkılarak üretilmiş, eklemlenmiş, yıkımdan üretime ve yeni mekânsal fonksiyonlara erişim sağlanmış. Yapıya yapılan böyle müdahaleler, yapının kullanıcısına özgü olup, her yapıda ki müdahale oranı farklı olmakta ve bu farklılıklar zaman içinde yapının planlarına yansımaktadır. Böyle serbest bir eylemsellikten bahsedip daha sonra bunları sınıflandırmak, arşivlerimizden geri dönüş yaptığımızda anlama güçlüğü çekmemize sebebiyet verebilir. Yapıyı oluşturan elemanlar, malzemeler, üretme teknikleri, inşa yöntemleri… sistemli olarak kayıt altına alınmadan yüzlerce yıllık işleyen bir kenti oluşturmaktaydı. Kayıt altına alma yöntemi nasıl gerçekleştiği bilinmese de en azından sistemli bir yöntem olmadığı bilgisine sahibiz.
 Bir şeyleri tipolojik olarak kavramsallaştırma modern zaman aklı ve söylemidir. Mardin evi kavaramı da Uğur Tanyeli’nin de söylediği gibi modern zaman da kurduğumuz söylemsel ağın bir parçasıdır.

Kaynak; FÜSUN ALİOĞLU> MARDİN ŞEHİR DOKUSU VE EVLER>GELENEKSEL MARDİN EVLERİ>SAYFA63

Yorumlar